Nazım PEKER - Eğitimci-Yazar YAZAR
Bahçeli’nin Statü Kaygısı
Nazım PEKER - Eğitimci-Yazar
2026-02-26
Sağ olsunlar, bizim siyasetçiler bizleri şaşırtmaya ve
ters köşe yapmaya çok yetenekliler.
Yıllarca
“Devletin başına Devlet gelecek” diye köylerde, kasabalarda, şehirlerde
gırtlağımız yırtılırcasına bağırdığımız Sn. Bahçeli, “Erdoğan cumhurbaşkanı
olmalı” sevdasında ve önerisinde. Sanki MHP’de ve Ülkücü toplumda
Cumhurbaşkanı olacak yetenekte kimse yokmuş gibi.
Bu
yetmiyormuş gibi şimdilerde de bir “Apo” sevgisi türedi.
Önce “Umut hakkı” dedi. Yetmedi “gelsin TBMM’de
Dem gurubunda konuşsun” dedi. Bu çıkışlarında nasıl bir gerekçe ve haklılık
payı var anlamakta zorlanıyoruz.
Bu
günde tutturmuş, “ Apo’nun statüsü ne olacak” derdinde. Bebek, Türk-Kürt
50 binden fazla insanımızın katili, İmralı canisi Apo’nun statü açığı varmış.
Aman Tanrım aklıma mukayyet ol!
Bilge
Bahçeli, “İmralı’nın statü açığı nasıl kapatılacaktır” derdinde. Sana ne
arkadaş?
Sevgili
okurlarım, değerli takipçilerim, STATÜ demek; bir kimsenin, bir bireyin
bir toplumda ya da kurum içinde durumu, konumu, yeri, kazandığı saygınlık ya da
makamı demektir.
Statü
denince pek az kişi anlar ama İTİBAR deseydi, itibar kazandıracağız deseydi
herkes anlardı, bir tepki oluşurdu. Kelimeyi de özenle seçmiş Sn. Bahçeli.
Soru
şu: elli binden fazla kişinin katili, binlerce GAZİMİZİN kanı ellerine
bulaşmış, üniter Türkiye Cumhuriyetini yıkmak, parçalamak gibi bir görevi
üstlenmiş birine; nasıl bir itibar kazandırılacak?
Mantıklı
açıklamasını yapsanız biz cahillerde öğrenip köşemize çekilsek utancımızdan.
Yani
bundan sonra şehit anaları, şehit hanımları, şehit çocukları Apo’ya hain,
katil, cani diyemeyecekler mi? Böyle diyenlere Apo, itibar davası mı açacak?
Pek
sevmem ama rahmetli N. Fazıl Kısakürek’in şu mısraları aklıma geliverdi: “Kendi
öz yurdumda ben miyim GARİP,/ Beni bir köşeye atan utansın./ Eğilmiyor diye,
kurdu hor görüp,/ İti el üstünde tutan utansın.”
Sevgili
okurlarım’ Ben mi utanmalıyım?
İnanın
Türkmen Beyi, Sn. Bahçeli’yi anlamakta ve anlatmakta zorlanıyorum ve yıllarca
peşinde koştuğum, iktidar olması için uğraşıp sürgünler yediğim benim MHP’em bu
mu diye kendime soruyorum.
Sn.
Feti Yıldız’da, “Beyanını almaya gittim” demişti. Kim ki, neyin beyanına
gittiniz bir anlatsanız ya!
Gözü
oyulmuş, ayağı kopmuş, elleri gitmiş binlerce Gazimizin statüsüyle uğraşsanız,
ilgilenseniz daha bir sevap ve statü kazanmaz mıydınız?
Evimin
önündeki parkta beş bey konuşuyorlardı. Konu da tam bu idi. İçlerinden birisi,
belli ki hızlı ülkücü-milliyetçi ve MHP’li.
Gururla
dedi ki, “ Beni assalar da, beni dövseler de ben, Apo’ya katil, hain demeye
devam edeceğim.”
MHP’de
siyaset yapan sevgili dostlar; inanın anlamakta: MHP, nasıl oldu da bu statüye
geldi diye kendimize sormakta ve cevap bulmakta zorlanıyoruz. Sn. Bahçeli
Apo’ya gösterdiği gayretin ve azmin onda birini ülkücülüğü yüceltmek, dağılan
ülkücüleri toplamak için gösterseydi; İnanın ülkücüler iktidar, Sn. Bahçeli’de
cumhurbaşkanı olurdu. Çok yazık.
Anadolu’da
güzel bir söz vardır: “Köyün ağası, kendi söyleyemediğini; köyün delisine
söyletirmiş” diye.
Yüce
Türk hukuku Apo’nun statüsünü: “ Haindir, katil ve canidir, ömür boyu
ağırlaştırılmış hapis cezasına çarptırılmış ve yeri de İmralı’dır” diye
tescillemiş ve onaylamıştır. Başka bir statüye de gerek yoktur nokta.
Ne
mutlu Türküm diyene!
Tanrı
Türkü Korusun ve Yüceltsin!
Esen kalınız.
ETİKETLER: konya, postası, gazete, dergi
YORUMLAR
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
YORUM YAP