KENDİM ETTİM, KENDİM BULDUM
Bilmez yar gönlümü bilmez Akar gözyaşımı silmez Bir kere yüzüme gülmez eyvah eyvah eyvah ey Kendim ettim kendim buldum Gül gibi sarardım soldum eyvah eyvah ey Bazen insanın karşısına çıkan en büyük hesap, başkalarıyla değil, kendisiyle yaptığı hesaptır. Bazı türküler vardır… Bir yerden kulağınıza ge
Bilmez yar gönlümü bilmez
Akar gözyaşımı silmez
Bir kere yüzüme gülmez eyvah eyvah eyvah ey
Kendim ettim kendim buldum
Gül gibi sarardım soldum eyvah eyvah ey
Bazen insanın karşısına çıkan en büyük hesap, başkalarıyla değil, kendisiyle yaptığı hesaptır.
Bazı türküler vardır…
Bir yerden kulağınıza gelir ve geçip gitmez.
Sanki birileri sizin hayatınızı anlatıyordur.
Bir sevdayı, bir ayrılığı, bir pişmanlığı, bir yanlışı…
İşte Neşet Ertaş’ın gönül dünyası tam da böyledir.
Onu dinlerken yalnızca bir bozlak, bir türkü dinlemezsiniz.
Anadolu’nun insanını dinlersiniz.
Kederini, sevincini, gururunu, mahcubiyetini ve en önemlisi de kendi kendisiyle hesaplaşmasını…
“Kendim Ettim Kendim Buldum” işte böyle bir hesaplaşmanın adıdır.
İnsanın dönüp kendisine bakmasıdır.
Bahane aramadan…
Suçu başkasına atmadan…
“Kader böyleymiş” deyip geçmeden…
Kendi payını görebilmesidir.
İNSANIN EN ZOR HESABI
Hayatta hepimiz hata yapıyoruz.
Kimi zaman yanlış insanlara güveniyoruz.
Kimi zaman doğru insanları kırıyoruz.
Kimi zaman bir anlık öfkeyle yılların dostluğunu zedeliyoruz.
Kimi zaman da gururumuzdan bir adım atamadığımız için kaybettiklerimizin arkasından bakıyoruz.
Sonra zaman geçiyor.
İnsan sakinleşiyor.
Öfke bitiyor.
Gurur susuyor.
Ve insan kendi kendine soruyor:
“Acaba hata bende miydi?”
İşte o soru, insanın kendisine sorabileceği en ağır sorulardan biridir.
Çünkü başkasını suçlamak kolaydır.
Kendini sorgulamak zordur.
Kendi hatasını kabul etmek ise daha da zordur.
Ama insanın olgunluğu tam burada başlar.
HER ŞEYİ KADERLE AÇIKLAMAK
Bizim kültürümüzde kader önemli bir kavramdır.
Ancak kaderi, yaptığımız her yanlışın bahanesi hâline getirmek başka bir şeydir.
İnsanın iradesi vardır.
Bir tercih yapar.
Bir karar verir.
Bir söz söyler.
Bir yola çıkar.
Sonra o yolun nereye vardığını görür.
Bazen güzelliğe…
Bazen hüsrana…
Bazen mutluluğa…
Bazen de büyük bir pişmanlığa…
İşte hayatın en büyük derslerinden biri burada gizlidir:
İnsan, kendi tercihinin sonuçlarından kaçamaz.
Bugün toplum olarak da bunu biraz hatırlamamız gerekiyor.
Herkes bir suçlu arıyor.
Ekonominin suçlusu başka…
Siyasetin suçlusu başka…
Toplumdaki huzursuzluğun suçlusu başka…
Ailelerin dağılmasının suçlusu başka…
Gençlerin umutsuzluğunun suçlusu başka…
Elbette dışarıda sebepler var.
Elbette yöneticilerin sorumluluğu var.
Elbette sistemlerin ve şartların etkisi var.
Ama bütün bunların yanında insanın kendisine sorması gereken bir soru daha var:
“Ben nerede yanlış yaptım?”
Belki de asıl mesele burada.
NEŞET ERTAŞ'IN BÜYÜKLÜĞÜ
Neşet Ertaş’ı farklı kılan sadece sazındaki ustalık değildi.
Onu büyük yapan, insanı anlamasıydı.
İnsanın kusursuz olmadığını biliyordu.
İnsanın sevdiğini de, kırdığını da biliyordu.
Gururun insanı nasıl yalnızlaştırdığını…
Pişmanlığın insanın içine nasıl oturduğunu…
Gurbetin insanın yüreğinde nasıl iz bıraktığını biliyordu.
Ama bütün bunları anlatırken kimseyi küçümsemedi.
İnsanla alay etmedi.
İnsanın yarasına dokundu.
Çünkü o, Anadolu insanının dilini biliyordu.
Anadolu insanı da onu bu yüzden bağrına bastı.
Onun türkülerinde kendisini buldu.
Çünkü anlatılan şey aslında hepimizin hayatından bir parçaydı.
BUGÜN BİZE NE SÖYLÜYOR?
Bugün Neşet Ertaş’ı dinlerken sadece geçmişi hatırlamamak lazım.
Bugüne de bakmak lazım.
Biz neyi yanlış yaptık?
Neyi gereğinden fazla büyüttük?
Neyin kıymetini zamanında bilemedik?
Kimi kırdık?
Kimden özür dilemedik?
Hangi dostluğu gururumuza kurban ettik?
Hangi insanı “nasıl olsa yanımda” diye düşünerek ihmal ettik?
Bunların cevabını vermek kolay değil.
Ama insanın kendiyle barışması için önce kendisine dürüst olması gerekiyor.
Çünkü hayat geriye doğru yaşanmıyor.
Geçmişi değiştiremiyoruz.
Ama geçmişten ders alabiliyoruz.
Bugün yaptığımız yanlışı yarının pişmanlığı olmaktan kurtarabiliyoruz.
PİŞMANLIK BİR SON DEĞİLDİR
Pişmanlık çoğu zaman zayıflık gibi görülür.
Oysa gerçek pişmanlık, insanın kendisiyle yüzleşme cesaretidir.
“Ben hata yaptım” diyebilmek…
Özür dilemek…
Yanlışından dönebilmek…
Bunlar insanı küçültmez.
Tam tersine büyütür.
Çünkü insanı büyük yapan hiç hata yapmaması değildir.
Hatasını fark ettiğinde değişebilmesidir.
Belki de Neşet Ertaş’ın bize bıraktığı en büyük miraslardan biri budur.
İnsanı olduğu gibi kabul etmek…
Ama insanın olduğu yerde kalmaması gerektiğini de hatırlatmak.
BİR GÜN HERKES KENDİSİYLE KALIR
Hayatın en ilginç tarafı şu:
İnsan kalabalıklar içinde yaşayabilir.
Çok insan tanıyabilir.
Çok para kazanabilir.
Makam sahibi olabilir.
Şöhret kazanabilir.
Ama günün sonunda yine kendisiyle baş başa kalır.
O zaman ne makamın önemi kalır ne paranın…
İnsan kendi vicdanıyla baş başadır.
Vicdan ise insana yalan söylemez.
Neşet Ertaş’ın türkülerinin yıllar geçmesine rağmen hâlâ bizi yakalamasının sebebi biraz da budur.
Çünkü o, insanın vicdanına seslenir.
Bize “Sen de insansın” der.
Yanılabilirsin.
Kırılabilirsin.
Kırabilirsin.
Kaybedebilirsin.
Pişman olabilirsin.
Ama yeniden başlayabilirsin.
SON SÖZ
Belki hepimizin zaman zaman durup kendimize bakması gerekiyor.
Hayatı başkalarının hataları üzerinden okumak kolay.
Ama asıl erdem, kendi yanlışlarımızı görebilmekte.
Bugün bir dostumuzla aramız bozuksa, sadece onun ne yaptığını değil, bizim ne yaptığımızı da düşünelim.
Bir insanı kaybettiysek, yalnızca onun neden gittiğini değil, bizim onu neden kaybettiğimizi de soralım.
Hayatımız istediğimiz gibi gitmiyorsa, sadece şartları değil, kendi tercihlerimizi de gözden geçirelim.
Çünkü insanın kendisine söyleyebileceği en ağır cümlelerden biri bazen aynı zamanda en öğretici cümledir:
“Kendim ettim, kendim buldum.”
Ama bu cümleyi söyleyebilmek bir son değildir.
Tam tersine…
Yeni bir başlangıcın kapısını açabilir.
Çünkü insan hatasını kabul ettiği gün, değişmenin ilk adımını atmış olur.
Ve belki de Neşet Ertaş’ın sazından yükselen o kadim Anadolu sesi, bugün hâlâ bize aynı şeyi söylüyor:
Önce kendine bak.
Çünkü insan dünyayı değiştirmeden önce, bazen kendi içindeki dünyayı düzeltmek zorundadır.
Bilmez yar gönülden bilmez
Akar göz yaşlarım dinmez
Bir kere yüzüme gülmez
Eyvah eyvah eyvah eyy
Kendim ettim kendim buldum
Gül gibi sararıp soldum
Eyvah eyvah eyy...