Onur ŞENEL - Psikolojik Danışman YAZAR
NE SENLE NE DE SENSİZ
Onur ŞENEL - Psikolojik Danışman
2025-12-07
Yazıya
başlamadan önce Sezen Aksu’nun kaleminden Tükeneceğiz adlı eseri hatırlayalım:
‘‘Ne böyle senle ne de sensiz
Yazık yaşanmıyor çaresiz
Ne bir arada ne de ayrı
Olmak imkansız hiç sebepsiz.’’
Evet, insanın ciddi problemlerinden biri de ayrışamamak ya da ayrılamamaktır. Bunu tüm ilişkilerimizde görebiliriz. Örnek olarak, yıllarca kullandığımız eşyaları atamayız, ne kadar zarar görsek de o insandan uzaklaşamayız ya da yaşam rutinlerimiz bize büyük oranda zarar verse bile o rutinlerden kopamayız…
Ayrışmak, bir yetişkinlik becerisidir. Aynı zamanda sorumluluk alabilen ve bununla yüzleşebilen bireylerin cesaret edebileceği bir beceridir. Fakat içsel nedenlerin yanında dışsal açıklamalar da yapabiliriz. Mesela içinde bulunduğumuz kültür de ayrışmanın negatif bir şey olacağı izlenimi verebilir. Bunun kültürümüzde bazı bilinçaltı temelleri vardır. Türkler olarak tarih boyunca çoğunlukla yok olma tehlikesi ve kaygısıyla karşı karşıya kaldık. Göçebe yaşantının getirmiş olduğu aidiyet problemleri bizlere hep kolektif şekilde davranmayı zorunlu kılmıştır. Bir olursak var; bir olmazsak yok oluruz inancı toplumsal bilinçaltımıza iyice kazınmıştır.
Modern yaşantımızda bunun izlerini görebilmek hala mümkün. Alacağımız kararda büyük oranda ailemizi bilgilendiririz; danışır ya da onay alırız. Fakat gerek kadınların iş yaşamında faaliyetinin artması gerekse de çocukların aile büyüklerinden daha büyük bilgiye sahip olabilmesi durumu bu tabloyu biraz değiştirmeye başladı. Artık aileyi ayakta tutan tek bir ev reisi yok. Bunun yerine herkesin kendi ayakta durabilme süreci söz konusudur. Çocukların model alacağı en önemli kaynak artık yalnızca anne-babası değil, aynı zamanda internette keşfettiği kişiler ve gruplar. Bu durum bir çatışma yaratıyor: köklerimdeki birliktelik mi yoksa şimdiki bireysellik mi? Aslında şu an için en sağlıklı görülen bu iki tarafın dengede olmasıdır. Yazının başında da dediğimiz gibi ayrışmak yetişkinlik becerisidir. Her şeyi birlikte ya da her şeyi tek başına yapmak zorunda değiliz. Bu bizi kimliksiz ya da köksüz hissetmeye götürebilir. Bu mantıkla sağlıklı ilişkiler kurabilen insan, yeri geldiğinde ortaklaşa davranmaya açık, yeri geldiğinde de bireysel kararlarını uygulayabilen insandır diyebiliriz.
İlişkiler konusuna gelecek olursak…Bazı ilişkilerin problemi sağlıklı ayrışamamaktır. Bunu anlayabilmek adına kendimize şu soruları sorabiliriz:
-partnerimle
ortaklaşa neler yapıyoruz? Ortak hedeflerimiz-planlarımız var mı?
-partnerimden
ayrı olarak kendi adıma yaptığım eylemler neler?
Bu
soruların cevabı bize sağlıklı ayrışmanın grafiğini gösterebilir.
İnsanın her zaman özünden gelen bir ses bulunur. Bir de dışardan duyduğu sesler (başka insanların fikirleri) vardır. Aslında bu yazı, iki sesi de duymamız gerektiğini söylüyor çünkü bu, ilişkilerde dengede olabilmenin önemli noktalarından birisidir.
Özetle, bir şeyden uzaklaşırken mutlaka başka bir şeye yakınlaşırız. Uzaklaşmak terk etmek değildir; yakınlaşmak ise bağımlı olmak anlamına gelmez. Yakınlaşabilmek ve uzaklaşabilmek insan iradesini güçlendirir. Aksi takdirde bir uçta olmak insanı tüketen bir unsur olabilmektedir.
ETİKETLER: konya, postası, gazete, dergi
YORUMLAR
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
YORUM YAP