Nazım PEKER - Eğitimci-Yazar YAZAR
O Yıllarda Biz Bizdik
Nazım PEKER - Eğitimci-Yazar
2026-02-23
Sevgili okurlarım!
Sizlerle
şöyle eskilere bir yolculuk yapalım, Neler kazandık neler kaybettik bir
anımsayalım mı?
Başlayalım
öyleyse:
Kredi kartı nedir, bankamatik
nedir bilmezdik o yıllar. Bakkalımız Ahmet amca, Mehmet amcamız vardı sevecen.
O yüzden bakkala falan borç yazdırırdık. Bakkallar, AVM olmadıkları için,
ödeyemediğimiz borç için eve sarı taksilerle icra da gelmezdi.
Öğretmenler saygı görürdü.
Öğretmen gibiydiler, bakımlı, traşlı ve kravatlı idiler. Ana baba okul basıp
öğretmene, idareye höt demezlerdi. Onlar da öğrencileri evlatları bilir dövmez,
başka gözle bakmaz tecavüz etmezlerdi.
Öğretmenlerden gizli sigara
içmek bir heyecan ve cesaretti. Tuvaletlerde kaçak içilirdi de okul önünde
uyuşturucu satanlardan uyuşturucu almak şeytanımızın bile aklına gelmezdi.
Çok rahattınız, komşunun çocuğunu
kucağınıza alır; istediğin gibi öper, koklar oynardın, yanağından makas
alırdır. Kimse "ulan çocuğu taciz mi edecek" diye seni kollamazdı,
aklına bile gelmezdi.
Semtlere göre okul başarı farkı
yine vardı ama kimsenin anası babası: "benim çocuğum onunla, bununla aynı
sınıfta olamaz" diyemezdi. Ayıptı, günahtı, gerçekten Tanrı’dan da kuldan
da utanırdı veliler.
Caddeler, sokaklar böyle boş ve
ruhsuz değildi; herkes sokaklardaydı aksine kimse eve girmezdi, büyükler çay,
kek, börek sohbete dalarken, çocuklar sokaklarda tipi tip, gazoz kapağı,
misket, yakar top, çelik çomak, uzun eşek, saklambaç, misket, aşık oynarken
mahallenin zıpkın gençleri mahalle maçları yapardı, sokak aralarında.
O yıllarda her evde bir radyo vardı, genelde
kısa dalga polis radyosundan türküler dinlenirdi. Televizyon vardı ama her evde
yoktu, siyah beyazdı; fakat yaşamımız coşkulu ve renkliydi. Böreğimizi,
çekirdeğimizi, limonatamızı alır Tv olan komşumuza, sinemaya gider gibi
giderdik. Neden geldin denmezdi. Baş köşede yerimizi alırdık.
Filmler, diziler kısıtlıydı ama bizim Teksas,
Tommiks, Zagor, Mandreke gibi ders kitaplarımızın arasına koyup; ders
çalışıyormuş gibi okuduğumuz çizgi kahramanlarımız vardı.
Ya o tadına doyamadığımız,
görmesek, gitmesek bir yanımızın eksik olduğu komşularımız, komşuluklarımız.
Bayramlar da bambaşkaydı, öyle seyahatler, tatil gibi kaçamaklar yoktu. Ayırım,
ötekileştirme, öteleme yoktu. Müslüman gayrimüslİm fark etmez; komşularımızla
bayramlarımızı ve bayramlarını beraber kutlardık.
Sabah evden çıkar akşama kadar doya doya,
yorulana kadar oyun oynardık. Komşu evinden Zehra teyzeden ya da Suna abladan
su içer, yemek yer yine oyuna koşardık yüzümüz terli terli. Şimdi çocuklarımızı,
bırakın sokakta oynatmayı kapının önündeki bahçemizde bile tek başına bırakıp
da oynatamıyoruz, korku ve endişeden.
Aynen anlatıldığı gibi,
şimdiki gibi gelecek korkumuz yoktu. Kin, nefret nedir bilmezdik. Öteki, beriki
bilmezdik. Alevi-sünni bilmezdik. Kürt-Türk-Çerkez-Arap bilmezdik. Yanımızda,
karşımızda insan var, arkadaş var, dost var bilirdik.
Evet
eski Türkiye’miz, çok güzeldi sade, samimi ve sevecen.
Acılarımızı, sevinçlerimizi
paylaşırdık. Cenazemizde bütün sokak yas tutarken sevinçlerimizde de coşku
yaşardık.
Sevmek öyle sıradan ve kolay değildi. Aşk,
emek isterdi, yürek isterdi, öyle üç günlük atom aşkları, yazlık-kışlık-tatil
aşkları yoktu, Sevgi, yıllarca içinden sever ama söylemeye korkardın, sevdin mi
adam gibi severdin.
Komsu kızları, komsu erkek
çocuklarına emanetti. Çocuklar oynarken gece yarılarına kadar anne baba
bahçelerde komşularla oturur sohbet eşliğinde çay içer; bizler oynardık ama hiç
kimse kimseye kötü gözle bakmazdı.
Sıkımı bir başka mahalledeki bir kimsenin
çocuğu senin mahallende çapkınlık yapacak, kızlara laf atacak?!
Komşu Nermin abla, bana iki ekmek
alıver dese, sorgulamadan, düşünmeden dört nala koşar giderdik.
Yani sevgili okurlarım!
Geçmişi özlemiyorum desem yalan olur. Nasıl özlemem o sıcaklığı ve samimiyeti
çünkü; İnsanlar insandı, adamlar adam, komşular komşu, hüzünler ve sevinçler
ortaktı, yaşamda bir tat, lezzet, saygı, sevgi ve sonsuz bir hoşgörü vardı.
Özetle
yaşamaktan da zevk alırdık doyarcasına, mücadeleden de zevk alırdık
yorulurcasına. Çünkü o yıllarda; biz, bizdik.
Esen kalınız.
ETİKETLER: konya, postası, gazete, dergi
YORUMLAR
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
YORUM YAP