ALİ YAZAR, VELİ BOZAR…
İnsan kurar, hayat bir anda bozabilir Bazı şarkılar vardır… Dinlediğinizde sadece kulağınıza değil, hayatınıza dokunur. Yıllar önce duyduğunuz bir söz, aradan yıllar geçtikten sonra başınıza gelen bir olayla yeniden anlam kazanır. O zaman anlarsınız ki sanatçı sadece bir şarkı söylememiş; insanın ha
İnsan kurar, hayat bir anda bozabilir
Bazı şarkılar vardır…
Dinlediğinizde sadece kulağınıza değil, hayatınıza dokunur.
Yıllar önce duyduğunuz bir söz, aradan yıllar geçtikten sonra başınıza gelen bir olayla yeniden anlam kazanır. O zaman anlarsınız ki sanatçı sadece bir şarkı söylememiş; insanın hayatına bir not bırakmıştır.
Barış Manço’nun “Ali Yazar, Veli Bozar” eseri de benim için böyle bir şarkıdır.
Aslında çok basit görünen bir cümlenin içerisinde koca bir hayat gerçeği saklıdır:
İnsan yazar, insan bozar.
Biz hayatı kurmaya çalışırız.
Ev kurarız, iş kurarız, düzen kurarız.
Aile kurarız.
Dostluklar kurarız.
Geleceğe dair planlar yaparız.
“Şunu da yapayım, sonra rahat ederim” deriz.
Biriktiririz.
Çalışırız.
Mücadele ederiz.
Ve zamanla kurduğumuz düzeni o kadar sahipleniriz ki, sanki hayatın bütün ipleri bizim elimizdeymiş gibi davranmaya başlarız.
İşte insanın en büyük yanılgısı da burada başlar.
Çünkü biz plan yaparken hayat da kendi planını yapmaktadır.
Ve bazen hayatın planı, bizim planımızdan çok daha güçlüdür.
Sabah evinden çıkarken akşam ne yaşayacağını bilmeyen insanoğlu, nasıl oluyor da yıllar sonrasının hesabını kesinlik içerisinde yapabiliyor?
Bugün sağlıklı olan yarın hastalanabilir.
Bugün işi olan yarın işsiz kalabilir.
Bugün makam sahibi olan yarın o makamın kapısından içeri giremeyebilir.
Bugün yanında olan bir insan yarın hayatından çıkabilir.
Bugün çok değerli gördüğümüz bir servet, yarın hiçbir anlam ifade etmeyebilir.
Hatta bazen tek bir telefon…
Tek bir haber…
Tek bir cümle…
Yıllarca kurduğumuz düzeni birkaç dakika içerisinde değiştirebilir.
İşte insanın acziyeti tam da burada ortaya çıkar.
İnsan, geleceği kontrol edebileceğini zanneder.
Oysa geleceğin sahibi değildir.
Sadece bugünün emanetçisidir.
Konya'nın sokaklarında yürürken bunu daha iyi düşünür insan.
Nice evler gördük.
Nice dükkânlar açıldı, kapandı.
Nice insanlar geldi, geçti.
Nice isimler bir zamanlar herkes tarafından konuşuluyordu.
Bugün ise çoğunun adını hatırlayan bile yok.
Bir zamanlar hayatın merkezinde olan insanlar, bugün bir mezar taşında birkaç satırdan ibaret.
Bir zamanlar büyük mesele gibi görünen tartışmalar, bugün kimsenin umurunda değil.
Demek ki hayat bize sürekli aynı şeyi söylüyor:
Hiçbir şey sonsuza kadar sürmüyor.
Ne makam…
Ne para…
Ne şöhret…
Ne güç…
Ne de insanın kurduğu düzen.
Peki bütün bunları bilmemize rağmen neden hâlâ bu kadar hırslıyız?
Neden birbirimizi kırıyoruz?
Neden üç kuruş fazla kazanmak için dostluğu harcıyoruz?
Neden makam için karakterimizden taviz veriyoruz?
Neden bugün yanımızda olan insanların kıymetini, onları kaybettikten sonra anlıyoruz?
Belki de insanın en büyük problemi, sahip olduklarını kendisine ait zannetmesi.
Oysa hiçbirimiz sahip değiliz.
Hepimiz emanetçiyiz.
Evimiz emanet.
Malımız emanet.
Makamımız emanet.
Sevdiklerimiz emanet.
Hatta nefesimiz bile emanet.
İnsan bunu gerçekten anladığı gün, hayata bakışı değişir.
Daha az kibirlenir.
Daha az kırar.
Daha çok gönül alır.
Daha çok şükreder.
Çünkü bilir ki bugün elinde olan, yarın olmayabilir.
Barış Manço'nun büyüklüğü de burada.
O, insanın bu büyük gerçeğini nutuk atarak anlatmadı.
Şarkılarla anlattı.
Bazen bir çocuğun anlayacağı kadar sade, bazen bir ömrün anlamını taşıyacak kadar derin sözlerle…
Kendi döneminin değil, insanın hikâyesini anlattı.
Bu yüzden Barış Manço bugün hâlâ dinleniyor.
Çünkü teknoloji değişti.
Dünya değişti.
Siyaset değişti.
Ekonomi değişti.
İnsanların yaşam biçimi değişti.
Ama insanın temel meselesi değişmedi.
Hâlâ doğuyoruz.
Hâlâ seviyoruz.
Hâlâ kaybediyoruz.
Hâlâ kazanmanın peşinde koşuyoruz.
Hâlâ yarını garanti zannediyoruz.
Ve hâlâ bir gün her şeyin biteceğini bilerek, sanki hiç bitmeyecekmiş gibi yaşıyoruz.
Belki de “Ali Yazar, Veli Bozar” bize sadece kaderi değil, haddimizi bilmeyi öğretiyor.
Çalışacağız.
Üreteceğiz.
Devletimize, milletimize, ailemize faydalı olacağız.
Hayal kuracağız.
Mücadele edeceğiz.
Ama hiçbir zaman kendimizi hayatın sahibi sanmayacağız.
Çünkü insanın yapabileceği en büyük hata, gücünü olduğundan büyük görmesidir.
İnsan güçlüdür ama sınırlıdır.
İnsan akıllıdır ama her şeyi bilemez.
İnsan plan yapar ama her plan gerçekleşmez.
İnsan kurar ama her kurduğu düzen sonsuza kadar devam etmez.
Bazen bir ömür kurduğumuz düzeni bir gün bozar.
Bazen de bozulan düzenin içinden hiç beklemediğimiz yeni bir hayat çıkar.
İşte hayat biraz da budur.
Bugün hepimize düşen belki de şudur:
Birbirimizi kırmadan yaşayalım.
Elimizdekinin kıymetini bilelim.
Makamı insanlığımızın önüne koymayalım.
Parayı hayatımızın merkezine yerleştirmeyelim.
Çünkü günün sonunda hepimiz aynı kapıdan geçeceğiz.
Arkamızda ne bıraktığımız önemli olacak.
Kaç para kazandığımızdan çok, kaç gönül kazandığımız…
Kaç makamda oturduğumuzdan çok, kaç insanın duasını aldığımız…
Ne kadar büyüdüğümüzden çok, insan kalmayı başarıp başaramadığımız konuşulacak.
Barış Manço'nun şarkıları işte bu yüzden bugün bize yeniden sesleniyor.
Ali yazar, Veli bozar…
İnsan kurar.
Zaman değiştirir.
Hayat bozar.
Kader başka bir kapı açar.
Ve insan, bütün bu hengâmenin içinde aslında ne kadar küçük olduğunu anladığında büyümeye başlar.
Belki de hayatın bize verdiği en büyük ders budur:
Hiçbir şey bizim değil.
Bugün elimizde olanlar yarının emaneti.
Bugün kurduğumuz düzen yarının hatırası.
Ve bugün söylediğimiz söz, yarın bizi anlatan tek şey olabilir.
O halde gelin;
Daha az kibir,
Daha çok insanlık…
Daha az hırs,
Daha çok gönül…
Daha az kırgınlık,
Daha çok vefa…
Çünkü hayat kısa.
Ve insanın bütün hesabını bir anda değiştirebilecek kadar da sürprizlerle dolu.
Ali yazar, Veli bozar…
Ama geriye, insanın nasıl yaşadığı kalır.
Gözümde yaş görseler
Erkek ağlar mı derler
Gökler ağlıyor dostlar
Ben ağlamışım çok mu?
Rahmet yağarken dostlar
Ben ıslanmışım çok mu?