DEVLET AKIL İLE HAREKET EDER

Devlet akıl ile hareket eder, siyaset günlük yaşar Devlet aklı, bugünün kavgasına değil; yarının hesabına bakar. Siyaset çoğu zaman günü yaşar. Bugünkü tartışmayı, bugünkü manşeti, bugünkü anketi, bugünkü seçimi düşünür. Devlet ise başka türlü düşünmek zorundadır. Çünkü devletin önünde sadece bugün

Şükrü PORTAKAL Siyasetçi/Yazar

Devlet akıl ile hareket eder, siyaset günlük yaşar

Devlet aklı, bugünün kavgasına değil; yarının hesabına bakar.

Siyaset çoğu zaman günü yaşar.

Bugünkü tartışmayı, bugünkü manşeti, bugünkü anketi, bugünkü seçimi düşünür.

Devlet ise başka türlü düşünmek zorundadır.

Çünkü devletin önünde sadece bugün yoktur.

Dün vardır.

Bugün vardır.

Ve en önemlisi yarın vardır.

İşte devlet aklı dediğimiz şey tam da burada başlar.

Türkiye'nin son dönem yaşadığı gelişmelere bu pencereden bakmadığımız zaman, birbirinden kopuk gibi görünen birçok olayın aslında aynı büyük resmin parçaları olduğunu göremeyiz.

Bugün Türkiye'nin önünde terör meselesinin kalıcı olarak sona erdirilmesinden yeni anayasa tartışmalarına, ekonomik istikrardan dış politikadaki yeni dengelere kadar birçok başlık bulunuyor.

Bunların her birini yalnızca günlük siyasetin kavgası içinde değerlendirmek, büyük resmi kaçırmaktır.

Devlet, hamle yaparken birkaç adım sonrasını düşünür

Devlet aklı acele etmez.

Çünkü devletin vereceği kararın bedelini sadece bugünün insanı değil, gelecek nesiller de ödeyebilir.

Bu nedenle devlet bazen susar.

Bazen bekler.

Bazen geri adım atıyor gibi görünür.

Bazen de herkesin anlamadığı bir hamleyi masaya koyar.

Fakat bütün bunların arkasında bir hedef vardır:

Devletin bekası, milletin güvenliği ve ülkenin geleceği.

Bugün Terörsüz Türkiye sürecine de bu açıdan bakmak gerekiyor.

11 Ağustos'ta TBMM'de kabul edilen düzenleme, 467 milletvekilinin kabul oyuyla Meclis'ten geçti. Üstelik farklı siyasi partilerin desteğiyle gerçekleşen bu tablo, meselenin yalnızca bir hükümet veya parti politikası olarak görülmemesi gerektiğini gösteren önemli bir gelişmeydi.

Burada asıl mesele bir siyasi partinin hanesine başarı yazmak değildir.

Asıl mesele şudur:

Türkiye, yıllardır enerjisini tüketen bir güvenlik problemini geride bırakıp geleceğe yürüyebilecek mi?

İşte devlet aklı burada devreye girer.

Devletin hesabı seçimden büyüktür

Siyasetçinin önünde seçim takvimi vardır.

Devletin önünde ise tarih vardır.

Bu ikisi birbirine karıştırılmamalıdır.

Bir siyasi aktör önümüzdeki seçimi kazanmayı düşünebilir.

Bu siyasetin doğasıdır.

Ama devlet, önümüzdeki elli yılı düşünmek zorundadır.

Çocuklarımızın nasıl bir Türkiye'de yaşayacağını, Türkiye'nin hangi ekonomik güçle ayakta duracağını, hangi güvenlik mimarisi içerisinde bulunacağını, çevresindeki krizlerden nasıl etkilenmeden yoluna devam edeceğini hesaplamak zorundadır.

Bu nedenle devlet aklını parti aklıyla karıştırmamak gerekir.

Devlet aklı, iktidarın da muhalefetin de üzerinde olması gereken bir ortak zemindir.

Çünkü iktidarlar değişir.

Partiler değişir.

Liderler değişir.

Ama devlet devam eder.

Bugünün kavgası, yarının Türkiye'sini tüketmemeli

Türkiye'nin en büyük problemlerinden biri de budur.

Her meseleyi siyasi kamplaşmanın içine çekiyoruz.

Ekonomiyi siyaset kavgasına,

Hukuku siyasi hesaplaşmaya,

Dış politikayı iç politikaya,

Güvenlik meselelerini parti rekabetine dönüştürüyoruz.

Oysa bazı meseleler vardır ki, üzerinde günlük siyaset yapılmaz.

Çünkü onların bedeli ağırdır.

Terör bunlardan biridir.

Milli güvenlik bunlardan biridir.

Devletin kurumlarının itibarı bunlardan biridir.

Türkiye'nin dışarıdaki caydırıcılığı bunlardan biridir.

Ekonomik istikrar da bunlardan biridir.

Devlet aklı, tam bu noktada siyasete bir sınır çizer:

Her şey siyasi tartışma konusu olabilir; fakat Türkiye'nin bekası günlük siyasi hesaplara teslim edilemez.

Güçlü devlet, güçlü millet demektir

Devlet aklı yalnızca güvenlikten ibaret değildir.

Ekonomisi güçlü olmayan,

Hukuku güven vermeyen,

Kurumlarına güvenilmeyen,

Gençlerine gelecek umudu veremeyen bir devletin uzun vadede güçlü kalması mümkün değildir.

Bu nedenle Türkiye'nin önündeki mesele yalnızca terörün sona ermesi değildir.

Terörsüz Türkiye'nin ardından daha güçlü ekonomi,

Daha güçlü hukuk,

Daha güçlü demokrasi,

Daha güçlü üretim,

Daha güçlü eğitim,

Daha güçlü diplomasi kurulmalıdır.

Çünkü terörsüzlük bir sonuç değil, yeni bir başlangıç olmalıdır.

Devlet aklının asıl başarısı da burada ölçülecektir.

Devlet aklı geleceği kurma iradesidir

Bugün Türkiye önemli bir eşikten geçiyor.

Bu eşikte hepimize düşen görev, olaylara sadece “kim kazandı, kim kaybetti?” diye bakmamak.

Bazen devlet kazanır.

Bazen millet kazanır.

Ve devlet ile millet aynı istikamette yürüdüğünde, asıl kazanan Türkiye olur.

Bizim ihtiyacımız olan şey de budur.

Kavga değil akıl.

Gürültü değil strateji.

Günü kurtarmak değil geleceği kurmak.

Çünkü siyaset günlük hesaplarla yürüyebilir.

Ama devlet, hafızayla, tecrübeyle ve akılla yürür.

Türkiye'nin önündeki yeni dönemde en çok ihtiyaç duyacağımız şey de budur:

Devlet aklı.

Çünkü hükümetler değişir.

İktidarlar değişir.

Siyasi aktörler değişir.

Ama devletin yürüyüşü devam eder.

Ve o yürüyüşün nihai hedefi bellidir:

Güçlü devlet, huzurlu millet, bağımsız Türkiye.

Yazarın diğer yazıları