ÜÇÜNCÜ HİLALİN ŞİFRESİ

Erdoğan’ın üçüncü adaylığı mı, MHP’nin yeni siyasi ağırlığı mı? Ankara'da bazı cümleler vardır… Söylendiği anda herkes anlamını kavrayamaz. Ama birkaç gün sonra aynı cümleler başka cümlelerle yan yana gelmeye başladığında, ortaya bambaşka bir tablo çıkar. Son günlerde Türkiye'de tam olarak böyle bir

Şükrü PORTAKAL Siyasetçi/Yazar

Erdoğan’ın üçüncü adaylığı mı, MHP’nin yeni siyasi ağırlığı mı?

Ankara'da bazı cümleler vardır…

Söylendiği anda herkes anlamını kavrayamaz.

Ama birkaç gün sonra aynı cümleler başka cümlelerle yan yana gelmeye başladığında, ortaya bambaşka bir tablo çıkar.

Son günlerde Türkiye'de tam olarak böyle bir tablo oluşuyor.

Önce Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum çıktı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bir sonraki seçimde yeniden aday olacağını söyledi.

Üstelik yalnızca adaylıktan söz etmedi.

16 Nisan 2028 tarihini işaret etti.

Bunun gerçekleşmesi için de TBMM'nin seçimlerin yenilenmesine karar vermesi gerektiğini, bunun için de 360 milletvekilinin oyunun gerektiğini açıkladı.

Ardından Adalet Bakanı Akın Gürlek, 2028'de Erdoğan'ı yeniden seçmek için bir seçim yapılacağını söyledi.

Sonra Devlet Bahçeli konuştu.

Ve işte o cümle Ankara'nın siyasi koridorlarında yeni bir soru doğurdu:

“Üçüncü hilal…”

Bahçeli, Erdoğan'ın 2018 ve 2023 seçimlerini kazanmasını iki hilalle ifade etti ve geriye üçüncü hilalin kaldığını söyledi.

Bu, sıradan bir siyasi cümle miydi?

Yoksa yaklaşan dönemin siyasi şifrelerinden biri miydi?

İşte asıl mesele burada başlıyor.

360 SAYISI NEDEN ÖNEMLİ?

Türkiye'de önümüzdeki dönemin en kritik rakamlarından biri belki de yüzde 50 değil.

360

Çünkü TBMM'nin seçimlerin yenilenmesine karar vermesi için Anayasa'daki düzenleme gereği 360 milletvekilinin desteği gerekiyor.

Dolayısıyla Erdoğan'ın yeniden adaylığı tartışması yalnızca Cumhurbaşkanlığı seçiminden ibaret değil.

Aynı zamanda Meclis aritmetiği meselesi.

Ve Meclis aritmetiği demek;

İttifaklar, siyasi pazarlıklar, yeni dengeler ve yeni anayasa tartışması demek.

İşte bu nedenle MHP'nin önümüzdeki dönemdeki siyasi ağırlığı yeniden konuşuluyor.

 

MHP İKTİDAR MI OLACAK?

Son günlerde bazı yorumcular buradan daha ileri bir sonuç çıkarıyor:

“MHP iktidar olacak.”

Bu bir siyasi yorumdur.

Henüz gerçekleşmiş bir sonuç değildir.

Ama bu iddianın neden ortaya çıktığını anlamak için Ankara'daki tabloya bakmak gerekiyor.

MHP, Cumhur İttifakı'nın parçası.

Bahçeli, Erdoğan'ın yeniden adaylığını açık biçimde destekliyor.

Ve aynı Bahçeli, seçimlerin erkene alınması tartışmasında “erken seçim” yerine Anayasa'daki “seçimlerin yenilenmesi” kavramını kullanıyor.

O halde soru şudur:

MHP yalnızca ittifak ortağı mı olacak?

Yoksa yeni dönemin siyasi mimarisinde ağırlığı daha fazla mı hissedilecek?

İşte bunu zaman gösterecek.

 

ÜÇÜNCÜ HİLAL NE DEMEK?

Bahçeli'nin “üçüncü hilal” sözünü yalnızca bir seçim sloganı olarak okumak mümkün.

Ama siyasette bazen semboller, cümlelerden daha fazla konuşur.

2018…

2023…

Ve şimdi 2028.

Üç seçim.

Üç dönem.

Üçüncü hilal.

Fakat burada başka bir ayrıntı var.

Erdoğan'ın yeniden adaylığı için konuşulan formül, yalnızca siyasi destekle değil, anayasal bir mekanizmayla ilişkilendiriliyor.

Uçum'un ortaya koyduğu senaryoda TBMM'nin seçimleri yenileme kararı alması gerekiyor.

Yani önümüzde yalnızca sandık yok.

Sandığa giden yolun kendisi de siyasetin konusu.

 

YENİ ANAYASA NEREDE DURUYOR?

Şimdi bütün taşları yan yana koyalım:

Yeni anayasa tartışması.

Terörsüz Türkiye süreci.

Cumhurbaşkanının yeniden adaylığı.

360 milletvekili hesabı.

2028 seçimleri.

Cumhur İttifakı'nın geleceği.

Ve MHP liderinin:

“Üçüncü hilal” sözü.

Bunların hepsinin aynı dönemde konuşulması elbette dikkat çekici.

Fakat gazeteciliğin görevi “kesin plan budur” demek değil.

Asıl görev; soruyu sormaktır.

Ve bugün sorulması gereken soru şudur:

Ankara'da yalnızca bir seçim mi hazırlanıyor?

Yoksa yeni bir siyasi mimarinin taşları mı döşeniyor?

 

ASIL SORU ERDOĞAN'DAN DAHA BÜYÜK

Belki de Türkiye'nin önümüzdeki dönemde konuşacağı en önemli mesele Erdoğan'ın aday olup olmayacağı değildir.

Çünkü iktidar kanadından gelen açıklamalarda bu yöndeki siyasi irade zaten açıkça ortaya konulmuş durumda. Uçum, Bahçeli ve AKP cephesinden gelen açıklamalar bunu gösteriyor.

Asıl soru:

Erdoğan sonrası Türkiye'nin siyasi dengesi nasıl olacak?

Çünkü hiçbir lider sonsuza kadar siyaset sahnesinde kalmaz.

Hiçbir ittifak sonsuza kadar aynı kalmaz.

Hiçbir siyasi denklem değişmeden devam etmez.

İşte bu nedenle bugünün hamlelerini yalnızca 2028 seçimleri üzerinden okumak eksik kalabilir.

Belki de asıl hazırlık,

2028 sonrasına yapılıyor.

 

MİLLETİN BİLMESİ GEREKEN

Türkiye büyük bir siyasi dönemece giriyor.

Bu dönemde anayasa değişikliği konuşulacak.

Seçimlerin yenilenmesi konuşulacak.

Erdoğan'ın adaylığı konuşulacak.

MHP'nin rolü konuşulacak.

Terörsüz Türkiye konuşulacak.

Ve elbette bütün bunların ekonomik ve sosyal sonuçları tartışılacak.

Milletin ise tek bir şeye ihtiyacı var:

Açıklık.

Kim ne istiyor?

Neden istiyor?

Anayasanın hangi maddesi değişecek?

360 hesabı nasıl yapılacak?

İttifakların geleceği ne olacak?

Yeni anayasa hangi sınırlar içerisinde hazırlanacak?

Ve bütün bunların sonunda ortaya nasıl bir Türkiye çıkacak?

Bunların cevabı milletin önünde açıkça konuşulmalıdır.

Çünkü Türkiye'nin geleceği;

Ankara'nın koridorlarında fısıldanan cümlelerle değil, milletin önünde konuşulan gerçeklerle şekillenmelidir.

 

VE SON SORU…

Belki de bugün Ankara'nın en çok konuşması gereken soru şu:

Üçüncü hilal yalnızca Erdoğan'ın üçüncü seçimi mi?

Yoksa…

MHP'nin yeni dönemde üstleneceği siyasi rolün de işareti mi?

Bunu bugün kesin olarak söylemek mümkün değil.

Ama bir gerçek var:

Ankara'da taşlar yerinden oynuyor.

Ve taşlar yerinden oynarken,

Türkiye'nin yeni siyasi haritası da yeniden çiziliyor olabilir.

Şimdi herkes aynı soruya bakıyor:

ÜÇÜNCÜ HİLALİN ŞİFRESİ NE?

Yazarın diğer yazıları