Saf Saf Adalet

Şikâyet geliyor, kurum harekete geçiyor. Yıllardır birçok yerde süren uygulama, sadece şikâyetin ulaştığı yerde durduruluyor. Aynı iş yan tarafta devam ediyor. Kanun değişmedi. İhtiyaç da ortadan kalkmadı. Değişen sadece adres. Şikâyet değerlidir; halkın derdini yönetime ulaştırır. Fakat devletin ku

Mehmet SERİN Sanayici/Yazar

Şikâyet geliyor, kurum harekete geçiyor. Yıllardır birçok yerde süren uygulama, sadece şikâyetin ulaştığı yerde durduruluyor. Aynı iş yan tarafta devam ediyor.

 Kanun değişmedi. İhtiyaç da ortadan kalkmadı. Değişen sadece adres.

 Şikâyet değerlidir; halkın derdini yönetime ulaştırır. Fakat devletin kulağıdır, iradesi değildir. Hükmü belirlemeye başlayınca hukuk adreslere bölünür, adalet saf saf dağıtılır.

 Peki siyaset neden bu meseleye herkes için geçerli bir hüküm vermez?

 Siyasetin bu tavrı korkaklıktan doğmuyor. Mesele, siyaseti içine alan düzenin nasıl işlediğinde saklıdır.

 Demokrasi, kamu yatırımını toplumun maslahatından çıkarıp siyasi partinin ikbaline bağlıyor. Her iktidara kendi yatırımını, kendi eserini ve kendi taraftarını üretme yolu açıyor. Kamu kaynağı ihtiyacın ölçüsüyle değil, oya dönüşme gücüyle harcanıyor.

 Enflasyon bu hoyratlığın en bariz delilidir. Harcama bugün yapılıyor, siyasi karşılığı bugün alınıyor; bedeli ise yarına ve bütün topluma bırakılıyor.

 Siyasiler de demokrasinin izinden yürüyor. Yatırımlar parti ikbaline dönüştürüldüğü için başladıkları işi tamamlamak adına görevde kalmak istiyorlar. Bu istek her zaman şahsi hırs değildir. Harcanan kaynağın zayi olmaması için gerçek bir sorumluluk da taşır.

 Fakat demokrasi iktidarı gönderirken yatırımların devamını ve hesabını güvenceye almıyor. Siyasi kadro gidiyor; yarım kalan proje, zayi olan kaynak ve ödenecek bedel toplumun başında kalıyor.

 Demokrasi kamu işlerinin devamını siyasi kadronun devamına, siyasi kadronun devamını da oya bağlıyor. Böyle olunca şikâyet, adalet talebinden önce oy riski sayılıyor.

 Herkes için geçerli hüküm vermek daha geniş bir çevreyi karşıya alabilir. Şikâyeti ulaştığı yerde sonuçlandırmak ise daha kolaydır. Bürokrasi dosyayı kapatır, siyaset siyasi riskten korunur. Fakat hukuk adreslere bölünür.

 Dosya kapanınca adaletin de yerini bulduğunu sanıyoruz. Ne saf adalet! İşlemin tamamlanmasını hakkın teslimi sayıyor. Oysa halk, şikâyetin kaç günde cevaplandığını değil, aynı işi yapanlardan neden sadece kendisine dokunulduğunu soruyor.

 Hukukun ortak koruması bozulunca insan başka güvence arar. Haklı olmanın yetmediğini düşünür. Güçlü tarafın yanında durursa korunacağına inanır. Artık tarafını hükmün doğruluğuna göre değil, kendisini koruma ihtiyacına göre seçer.

 İnsanlar her zaman inandıkları için taraf olmaz. Kimi zaman bertaraf olmamak için taraf olur.

 Kamplaşma da burada başlar. Taraf, korunmanın başladığı yer olur. İnsanlar söyledikleri sözle değil, taraftarlıklarının derecesiyle ölçülür. Sessiz destekçi yetersiz, sorgulayan destekçi şüpheli görülür. Kenarlarda duranlar ise en sadık kişiler sayılır.

 Bundan sonra söz kendi kıymetiyle dinlenmez. Önce söyleyenin tarafına bakılır. Aynı hüküm bizden gelince makul, karşı taraftan gelince tehlikeli bulunur. Terazinin kefesine düşünce değil; isimler, işaretler ve taraflar konur.

 Oysa saf adalet; şikâyetin geldiği tarafa, oy hesabına ve siyasi ikbale bulaşmadan aynı hadiseye aynı hükmü vermektir.

 Kamplaşmanın en büyük zararı insanların ayrı saflarda durması değil, fikrî liderliğin kaybolmasıdır. Fikrî liderlik, düşüncelerin yarışması değildir. Hüküm verilirken fikrin ölçü kabul edilmesidir.

 Heyhat! Biz daha neyin doğru olduğunu sorgulamaya gelemedik. Önce toplumun önüne konulan taraftarlığı ve onu buna mahkûm eden demokrasiyi sorgulayacağız. Çünkü demokrasi hükmü tartmıyor, tarafları sayıyor. Bütün gayret taraftar toplamaya gidince fikre sıra gelmiyor.

 Toplum, fikrin hayata nasıl hüküm verdiğini gördüğünde kalkınmanın eserlerden önce onları doğuran ölçüye bağlı olduğunu anlayacaktır. İşte o zaman yükselişi taraftarların sayısında değil, hayatına nizam verecek fikirde arayacaktır.

 Taraf adaleti saf saf böler; fikir onu hayata akın akın taşır.

Yazarın diğer yazıları